Text Size

Hava Nedir?Özelikleri ve Canlılar için Önemi Nedir?

Hava, insan ve canlıların yaşaması için hayati öneme sahiptir. Yerküreyi saran gaz kütleye atmosfer adı verilmektedir. Atmosferdeki hava tabakasının kalınlığı 150 km'dir. Bunun sadece 5 km'si canlıların yaşamasına elverişlidir. Yeryüzünden uzaklaştıkça hava tabakasının yoğunluğu azalır.

Atmosfer, yerkürenin etrafında adeta düzenleyici ve koruyucu bir örtü şeklindedir. Havada yaklaşık olarak;  % 21 oranında oksijen ve % 78 oranında azot bulunur. Ayrıca %1 oranında karbondioksit, argon, neon ve helyum gazları da vardır. Bunlardan başka, su buharından da söz edilmesi gerekir. Havanın bileşimindeki su buharı yüzdesi daima değişir. Binalarda, insanların bedensel fonksiyonları ve çalışmaları hava bileşimini etkiler. Ciğerlerden çıkan havada karbondioksit ve su buharı vardır. Solunum, aksırık ya da öksürük sırasında, havaya bakteriler yayılabilir. Solunum yolları hastalıklarıyla diğer bazı hastalıkların mikroplu hava aracılığı ile yayıldığına hiç şüphe yoktur. Bununla beraber, son zamanlarda bu konuya büyük önem verilmektedir. Tecrübelerin gösterdiğine göre, öksürme ve aksırma sırasında, bakteri yüklü damlacıklar uzak mesafelere kadar yayılabilmekte, bu mikroplu damlacıklar havada süspansiyon yani askı halinde kalmaktadır.Tıbbi Araştırma Komiteleri tarafından hazırlanan raporlarda, havadaki bakteri oranı azaltmanın en etkili çaresi olarak uygun şekilde havalandırma yapılması öğütlenmektedir.
Havada bulunan gazları üç grupta toplayabiliriz:

Havada devamlı bulunan ve çoğunlukla miktarları değişmeyen gazlar (azot, oksijen ve diğer asal gazlar)
Havada devamlı bulunan ve miktarları azalıp çoğalan gazlar (karbondioksit, su buharı, ozon)
Havada her zaman bulunmayan gazlar (kirleticiler)

 
TEMİZ HAVANIN CANLILAR İÇİN ÖNEMİ

Canlılar için toprak ve su ne kadar önemliyse havada aynı şekilde önemlidir.Canlılar havasız yaşayamaz.İnsanlar açlığa ve susuzluğa bir süre dayandığı halde havasızlığa dayanma süreleri çok kısadır.Bu kadar fazla öneme sahip havanında su gibi temiz olması gerekir.Temiz hava oksijence zengindir.

Temiz havanın fazla nemli olmaması gerekir. Havada bulunan oksijen canlılar için hayati öneme sahiptir.Canlılar besinlerini oksijenle yakarak enerji elde ederler.Bu enerjiyide canlılık faliyetlerinde kullanırlar.Oksijenin havadaki oranı %21'in üstünde olmamalıdır.Bu durumda canlılar için zararlıdır.

HAVANIN NEMLİLİĞİ

Havada daima su buharı bulunur."Havanın nemlilik derecesi"deyimi ile tanımladığımız kavram,bu su buharının yüzde oranı cinsinden ifade edilir ve hava içindeki bu su buharı yüzdesi insanın konfor şartlarını etkiler.Terleme olayının etkisiyle,buharlaşma yolu ile vücudun kaybettiği ısı miktarı, cildi kuşatan ortam havası ne ölçüde nemli ise o ölçüde azalır.Yüksek sıcaklık derecelerinde,nemli bir atmosfer sıcaklık duygusunu artırır.İnsanın çalışmaya olan isteği sıcak ve nemli havalarda daha az, kuru havalarda daha fazladır.Düşük sıcaklık derecelerinde nemlilik serinleme duygusunu artırır.Çok kuru bir hava da keza konfor şartlarını olumsuz yönde etkileyebilir.

Normal olarak, hava, burun aracılığı ile alındığı zaman, hem temizlenir, hem ısınır ve hem de nemlenir.Fakat, çok kuru bir hava, burun kanallarından geçerken yeter derecede nemlenemez; insan ağız yolu ile solunum yapmak zorunda kalır.Bu da burun rahatsızlıklarına yol açan nedenlerden biri olarak telakki edilir.Bu durum sonucu olarak, boğaz kuruluğu dolayı sile, ayrıca bir başka rahatsızlık da duyulabilir.Havada buluna bilecek su buharının yüzdesi sınırlıdır.Bu sınıra erişildiği zaman, havanın "doymuş" olduğu söylenir.Doyma sınırı sıcaklıkla birlikte artar. Sıcaklığı 30 C olan bir havanın bileşiminde bulunan maksimal su buharının miktarı, 20 C sıcaklığındaki bir havanın bileşiminde bulunan maksimal su buharı miktarının iki katına eşittir.

Doymuş hava soğutulursa, daha düşük olan bu yeni sıcaklık derecesinde sahip olması gereken sınırdan daha fazla miktarda su buharına sahip olacak, bu fazlalık sis veya yoğuşma suyu şeklinde, duvarlar veya başka yüzeyler üzerinde birikecektir.Havada, gerçekten bulunan su buharının direk etkisi çok azdır. Su buharı, yararlı veya zararlı hiçbir özel tesire sahip olmayan bir gazdır. Asıl önemli olan husus, havanın, terleyen bir cildin, ıslak elbiselerin, nemli yolların v.s...nin üzerinde bulunan nemi, buharlaştırma yolu ile absorbe edebilme yeteneğidir.

Adnan Oktar Anlatıyor

Yaratılış Ayetleri

Dediler ki: "Biz kemikler haline geldikten, toprak olup ufalandıktan sonra mı, gerçekten biz mi yeni bir yaratılışla diriltileceğiz?" (İsra Suresi, 49)

Kendi yaratılışını unutarak Bize bir örnek verdi; dedi ki: "Çürümüş-bozulmuşken, bu kemikleri kim diriltecekmiş?" (Yasin Suresi, 78)

Şimdi onlara sor: yaratılış bakımından onlar mı daha zorlu, yoksa Bizim yarattıklarımız mı? Doğrusu Biz onları, cıvık-yapışkan bir çamurdan yarattık. (Saffat Suresi, 11)

Doğadaki Tasarım

Semenderlerin Kolları ve Bacakları Koptuğunda Tekrar Yeni Kol ve Bacak Oluştuğunu Biliyor Muydunuz?

Kertenkelenin kuyruğu koptuğunda, yenisinin çıktığı hemen hemen herkes tarafından bilinir. Kertenkelenin kuyruğu gibi semenderlerin de, kolları, bacakları koptuğunda yenisi büyür. Doğada bazı canlılarda görülen bu yenilenme özelliğine “rejenerasyon” denir. Rejenerasyon, canlılarda sınırlı bölgelerde varolan bir özelliktir. Örneğin, insanlarda deri tabakasının ve kan hücrelerinin periyodik olarak kendini yenilemesi, zarar gören karaciğerin yeniden büyümesi gibi.

Antibiyotiklere Karşı Çeşitli Koruma Taktikleri Geliştiren Bakteriler

Antibiyotikler vücuttaki zararlı bakterileri nasıl yok eder? Antibiyotiklerin yöntemlerine karşı bakteriler hangi taktikleri kullanırlar? Genetik yapısını değiştirerek antibiyotiğe karşı direnç göstermeyi başaran bir bakteri, bu yeni taktiğini diğer bakterilere nasıl öğretir? Bakterilerin antibiyotik direnci genellikle Darwinistler tarafından sözde evrimleşmeye bir delil olarak gösterilmeye çalışılır. Oysa bakterilerin bu özelliği, canlıya herhangi bir evrimleşme sağlamadığı gibi, bir Yaratılış delili olması bakımından evrim teorisini çürütmektedir.

Baca Yengeçlerinin Göz Yapısı Her Yaş Döneminden Neden Değişir?

Günümüzde ulaşılan teknoloji ile yapılan araştırmalar sonucunda, uzun yıllar boyunca verimsiz olduğu düşünülen okyanusların derinliklerinde de yaşam olduğu belirlenmiştir. Güneş ışınlarının ulaşabileceğinden çok daha derinlerdeki bu yaşam, oldukça zorlu koşullara rağmen, Yüce Rabbimiz'in eşsiz yaratışı ile sürmektedir. Okyanusun zor şartları altında yaşamını sürdüren canlılardan biri de baca yengecidir.

facebook

Yaratılış | Yaratılış Atlası | Yaratılış Nedir | Yaratılış Gerçeği